Dr. Ayşe PARMAKSIZ


ayseparmaksiz75@hotmail.com
  Tüm Yazıları

ERDEM Mİ, MAKAM MI?

Bugün birçok devlet kurumunda bir görevi yeterince iyi yapamayan insanların  belirli makamlarda görevlendirildiğini görürüz. Çalışanlardan sık sık “Bizim yöneticimiz bu işi iyi yapamıyor.” şikâyetlerini duyarız. Bu kişilerin genellikle bazı siyasi ve politik kanallar yoluyla görevlendirildiğini işitiriz. Tarım konusunda geçmişi olmayanların tarım ile ilgili veya eğitimde uzman olmayan kişilerin yüksek bir makamda görevlendirmesi bu duruma örnektir. Kendisine böyle bir makam teklif edilen ancak o işten yeterince anlamayan, ucundan kıyısından bilen kaç kişi “Ben faydalı olamam. İşi iyi şekilde öğrenmem ve yapabilmem vatan için zaman kaybıdır. Bu makamı meşgul  etmemeliyim.” reddini yapacak erdeme sahiptir? Bugün birçok kurumda o işi yeterince iyi yapamayan,  işlerin ağır gitmesine sebep olan yöneticileri ya da üst makamlarda olan insanları görmek mümkündür.

Yanlış olan o makamı hak edenin  orada olmamasından  ziyade,  orada olanın çeşitli bağlantılar yoluyla orada olmasıdır. Yapamayacağı  bir işi üstlenmemek bir erdem ise bu erdem belki de çok küçük yaştan itibaren  geliştirilmelidir.  Çocuğun yeteneğini iyi tanıyıp yeterince iyi olmadığı bir alanda ısrar edilmemeli,  daha iyi olduğu alanlara yönlendirilmelidir.  Öğrenir ve yapar mantığı çocuğun yeteneği ölçüsünde doğrudur. Azim ve sebatla bazı şeyleri başarmak mümkündür ancak bu toplumu etkileyen bir durum ise işgücünde, ekonomide ve birçok konuda vakit kaybıdır.  Daha ehil olanlara fırsat tanıma erdemi gösterilmelidir. Nermi Uygur'un “Erdemler insanlara yapışık değerlerdir.” söyleminde olduğu gibi aslında insanın özünde var olan bazı erdemleri  faydacı, menfaatçi yaklaşımlarla birçok insan görmezden gelir. Bilhassa toplum yaşamında erdemler olmadan insan ve toplum mutluluğundan söz etmek mümkün değildir. 

Olaya dini açıdan bakacak olursak dini emirlerde işlerin ehli olana yani layık olduğu kimselere verilmesi emredilir. Görev yerlerinin emanet olduğu, bu emanetlere uygun davranmak gerektiği sık sık vurgulanır. Ehil olmayanlar iş başına getirilmemeli, her zaman işe uygun insanlar seçilmelidir. O kişi işe layıksa iş ona verilmeli, layık değilse layık olan aranmalıdır. Buhari’nin aktarımına göre “Emanet zayi edildiğinde kıyametin kopmasını bekleyin.” hadisi işe uygunsuz kişi seçiminde işlerin yolunda gitmeyeceğini en iyi açıklayan hadislerden sadece biridir. 

Burada asıl odaklandığımız konu her ne kadar kişilere potansiyel ve yeteneğine uygun olmayan işler teklif edilmiş olsa da, kişilerin bu işe uygun olmadığını kabul ederek o görevi üstlenmeme erdeminde olup olmadığıdır. Bilhassa bu konu yönetici görevlendirmelerinde oluyorsa birçok insanın bu görevlendirmeden olumsuz etkileneceği gerçeğinden kaçınılamaz.

Makam mevki kaybı erdem kaybından iyidir.

*** Köşe Yazarlarımız İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) üyesidir ve telif hakları İLESAM tarafından korunmaktadır. Köşe Yazarlarımızın yazıları izinsiz olarak kopyalanamaz ve başka bir yerde yayınlanamaz. İzin almadan yazıları kopyalayıp başka yerde yayınlayanlar, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri kanunu kapsamında İLESAM'ın kendilerine açaçağı maddi tazminat davasını kabul etmiş sayılır.

 


 Okunma Sayısı : 917

Yorumlar

  1. 16 Nisan 2021 12:13

    Ayşe hocam, bu fikirler çok müthiş.İnşallah devleti Ali erkanı bu düşüncelerden Feyza alır Ramazanınız mübarek olsun. Aile efradına selamlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 233434
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.