Revan’ın Erivan’a dönüşmesi: Sözümüzdeyiz. Evvelce ipuçlarını vermiştik. Bu defa Ermenistan’a yapılan göçleri işleyeceğiz. Demiştik ki;
1828 Türkmençay anlaşmasından itibaren Çar Grandük Nikola; Revan, Ordubad ve Nahcivan’ı kapsayan Ermenistan vilayetinin kuruluş fermanını imzalayarak, o zaman da Osmanlı sınırı olan topraklara 40.000 (Kırk bini) aşkın Ermeni’yi iskân edip bugünkü Ermenistan’ın temellerini atmıştır.
Biraz daha eskiye giderek Ermenistan’ın fikrî temellerinin Katogikos/Baş patrik Argutinski’nin Çariçeden isteği ve Prens Potemkin’in bu doğrultuda 1783 tarihli homojen/katıksız bir Ermenistan yaratma projesine dayandığını yazmıştık. Hatta Potemkin‘in Çariçe Katerina ile yazışmalarında, Karabağ’ın da projeye bu tarihte dâhil edildiğini ifade etmiştik. İlave olarak Çar Petro politikalarına bağlı olan Çariçenin daha 1770’li yılların başında General Suvarov’dan Ermeni İstiklali Projesini hazırlamasını istemiş olduğunu ekleyelim.
Argutinski’nin önemi ise şöyledir: Çariçenin gözdesi olan General Zubov’un yardımcısı olması ve Derbent’te Ermeni kuvvetlerinin etkisiyle Rus ordusunun zafer kazanmasından kaynaklanmakta ve Eçmiyedzin’de/Üçkilise (Ermenilerin ruhani merkezi) Ararat/Ağrı Dağı Krallığı istemesindendir.
Rusların politikası özet olarak; özellikle Batı Azerbaycan’ı Türklerden temizleyerek buraya Ermenileri yerleştirmek; İran, Azerbaycan, Osmanlı hududunda tampon bir Türksüz/homojen Ermenistan devleti kurmaktır. Bu küçük Ermeni devleti ile Rusların çok korktukları Turan ve Türk birliğinin kurulmasının önüne geçilmesi asıl amaçları olmuştur. Bugün de böyledir.
Ermenistan coğrafyası aslında İrevan Hanlığı ya da Batı Azerbaycan idi. Sürgün ve göçlerle bizim Gökçe/Göyçe göl çevresinde bir Ermeni ülkesi tesis edilmiştir. Düşünün ki 1747’de söz konusu yerlerde Türkler ve Farsî/Acemler/İranlılar arasında yaşayan Ermenilerin başlangıçtaki nüfus oranı % 5’i geçmiyordu.
130 yılda Ermeni nüfusu ile Türk nüfusu tezat oluşturarak tersine döndü. Fakat Türkler tamamen yok edilemedi. 1959 yılında yapılan nüfus sayımının Ermenistan Sovyet kayıtları şöyle diyor:
Ermeniler 1.361.800. Türkler 107.700. Ruslar 56.500. Diğer 25.600 ve Toplam Ermenistan nüfusu 1.551.600.
1935’te Türkçe olan dağ, nehir, göl, şehir ve köy adları yasaklanarak Ermeniceye dönüştürüldü. Misal: Anlaşmaya adını veren Gümrü, Şirak olmuştur. Diğer vilayetleri ise Aragatsotn, Ararat, Armavir, Geğarkunik, Kotayk, Lori, Sünik, Tavuş ve Eleğez. İdari yapılanma böyle olup Başkent Erivan özerktir. 465 Türk Köyüne Ermenice isim vermek az iş midir?
Çarlık Rusya’sının gayretleriyle % 48’e ulaşan Ermeni nüfus oranı, Sovyetlerin sayesinde daha 1920 yılında % 70’e çıkmıştır. Osmanlı ve İran’dan gelen/getirilen Ermeniler özellikle Ermenistan adlanan bu topraklara yerleştirilmiştir.
Kâmuran Gürün, Ermeni Dosyası adlı çalışmasında “I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında Doğu Anadolu’dan dört yüz bin Ermeni’nin Kafkasya’ya gitmesi İrevan ’da Ermeni nüfusunun daha da artmasına yol açtı” demektedir.
1887’de kurulan Hınçak Partisi amacı “Rusya’nın yardımıyla Türkiye Ermenilerinin hür olması ve Ermenilerin yaşadığı topraklarda devlet bayrağı altında Büyük Ermenistan’ı kurmak” şeklinde yazılmıştı.
1890 yılında kurulan Taşnaksutyun partisi ise daha milliyetçi, daha şövenist çalışmalar yapıyor, Ermeni Krallığı kurmak istiyorlardı. Azat Hayastan/ Bağımsız Ermenistan ve Kriv/Mücadele adlı basın organları vardı. Parti şiddeti seçiyor ve tam bir terör örgütüne dönüşmüştü.
En çok hayret ettiğim ise bir Trabzonlu olarak, bırakın Pontus Rumları, % 3’ lük nüfus oranlarıyla Ermenilerin Trabzon’u sahiplenmeleridir. Sevr’e göre ABD ve Batı desteğinde bunu başarmış olacaklardı. Sözünü ettiğim basın organlarında “Tsoviç Tsov Hayastan/ Denizden Denize Ermenistan” başlıklarını atıyorlardı. Akdeniz’den Karadeniz’e uzanan büyük Ararat Krallığı İngiliz desteğiyle haritalanmış ve Giresun’dan başlayarak Trabzon’umuz Ermenistan toprağı ilân edilmişti…
Gelecek yazı çalışmamız sanırım Trabzon Konferansı üzerine olacak.
Bu günkü Ermenistan üzerinde iki önemli tespitimi düşüncelerinize sunarım. İlki 1990 yılında dört milyona yaklaşan nüfusun artmak yerine azalma eğiliminde olması. Yani geçen zaman içinde üç milyonun altına gerilemesidir. İkinci önemli tespitim ise Türkiye’de takriben yüz bin Ermeni’nin kaçak olarak çalıştıkları ki Başbakanımız açıklamıştı. Bunu da “Göç ve Mülteci “ başlığımız altına alalım.
*** Köşe Yazarlarımız İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) üyesidir ve telif hakları İLESAM tarafından korunmaktadır. Köşe Yazarlarımızın yazıları izinsiz olarak kopyalanamaz ve başka bir yerde yayınlanamaz. İzin almadan yazıları kopyalayıp başka yerde yayınlayanlar, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri kanunu kapsamında İLESAM'ın kendilerine açaçağı maddi tazminat davasını kabul etmiş sayılır.