Erdoğan PAMUK


epamuk2001@yahoo.com
  Tüm Yazıları

GÖÇ VE MÜLTECİ 8

GÖÇ VE MÜLTECİ 8

TRABZON KONFERANSI 2

Bu defa Trabzon Konferansı konumuzun derinliklerine inelim.

Güney Kafkasya Hükumeti/SEYM  (Tiflis başkentli Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan Federasyonu) 23 Şubat 1918 oturumunda Kafkas Orduları Komutanımız Vehip Paşa’ya “barış görüşmelerine hazır oldukları” kararını bildirdi.

Bu arada Çarlık Rusya’sının yıkılması ve Lenin’in iktidara gelmesi ile umutları tükenen Ermenistan’ın Kaçaznuni ’den sonra ikinci lideri Hatisyan “Türklerle iyi ilişkiler kurmanın zamanı geldi” diyordu. Hatta daha da ileri giderek “Türkiye’ye dâhil olmamız mümkündür” diyebiliyordu. M. A. Demirer köşe yandaş yazarımız, tam da burada çok haklı olarak “Nerede kaldı tehcir? Bu bir itiraftır” diyor.

Seym Hükumeti Trabzon görüşmeleri için üyeleri belirlemiş ve Gürcü A. Chenkeli, Heyet başkanlığına getirilmiştir. Trabzon görüşmelerinin en karanlık ismi ise şüphesiz kâtip Lev Mihayloviç Karahanyan’dır.

Karahan konusuna en azından bir paragraf eklememiz gerekiyor. Hani şu 1934-37 yıllarında Atatürk Türkiye’sinde Sovyetlerin Ankara büyükelçisi (!) Karahan adını kullanmaktadır. 3 Mart 1918 tarihinde Ruslarla imzalanan Brestlitovsk Anlaşmasının kâtibi de Karahan’dır. Zaten 14 Martta başlayan Trabzon Konferansı ile Brestlitovsk Anlaşması iç içe geçmiş gibidir. Kars Ardahan ve Batum’un Türklere bırakılması, iadesi müphemdir diyen Taşnak lider Kaçaznuni bile sonradan çark etmiştir. Karahan’ın Atatürk’le dostluğu hain, ajan damgasını yemesine; görevinden alınıp adına “Büyük Temizlik” denen Stalin’in 1937 uygulamasında tutuklanıp idam edilmesine sebep olmuştur. 1889 Tiflis doğumlu Karahanyan, genç yaşta başlayan Polonya ve Çin Büyükelçilik görevlerinden sonra Ankara’ya atanan Ermeni asıllı bu diplomat, henüz 48 yaşında iken hayatını kaybetmiştir. Troçki ile dostluğu, başından üç evlilik geçmesi ve Çin Sovyet ilişkileri manifestosu ile de şaibelidir.

Trabzon Konferansında Hacinski, Hasmemmedov, Mehtiyev, Şeyhülislamov gibi isimlerle temsil edilen Azerbaycan Grubu şaşırtıcı bir şekilde Batum’un Güney Kafkasya’da, dolayısıyla Gürcistan’da kalmasını savunmuştur. Çünkü Hasmemmedov bir petrol sanayicisidir. Hâlbuki Rus kayıtlarında Batum halkının % 70’i Türk, % 12’si Ermeni ve sadece % 8’i Gürcü’dür.

Hazır Rus nüfus kayıtları konusuna girmişken 40 yıl esarette kalan ve Ermenilerin hak iddia ettiği Kars’a bakalım: % 49 Türk, % 29 Ermeni, % 19 Rus ve sadece % 3 Gürcü’dür. Kars Ardahan ve Batum’un Dünya savaşı ve göçler öncesi toplam nüfusu ise 730.000’dir. Rus yönetimi kayıtlarına göre bu nüfusun % 56’sı Türk % 26’sı Ermeni, % 15’i Rus ve sadece % 3’ü Gürcü’dür.

Bunu iyi bilen, henüz 38 yaşında Donanma komutanlığına getirilen ve maalesef Mondros’u Osmanlı adına imzalayan, 1922-23’te Başvekil olan, Çerkes asıllı Trabzon Konferansı Başkanı sıfatı ile Rus Kafkasya Komutanı General Lebedinski’ye ültimatom veren Rauf Orbay’dan söz ettik. Brestlitovsk Anlaşması ile Türklere bırakılan üç vilayetin derhal boşaltılması yolunda nota vermiştir.

Trabzon Konferansı Başkanı Rauf Orbay’ın “Türkiye Ermenilerinin kendi kaderini tayin hakkı, Türkiye’nin iç meselesi olduğu ve buna hiç kimsenin karışamayacağı” ifadesi kayıtlara ve tarihe geçmiştir. Varsın Wilson düşünsün! Malta’ya tutuklu gitmesi ve Albay Rawlinson ile takası ile serbest kalıp Kurtuluş Savaşına katılması vatanseverliğine şüphe getirmez. Fakat İsmet İnönü ile rekabeti Felah grubu ve sonrasında Karabekir ile birlikte fırka kurması fiillerinde geri adım atması, 1964 yılına kadar 84 yıl yaşamasını sağlamıştır denilebilir.

Trabzon Konferansında asıl mesele Güney Kafkasya hükumetinin daha doğmadan İngiltere, ABD, Fransa, ille de Almanya tarafından boğulmak istenmesi idi. Bağımsızlığını ilan etmekten aciz SEYM Hükumeti “Bizim bağımsızlığımız Türkiye’nin kuzey güvenliğini sağlıyor” Beyanatı Konferans kayıtlarına geçmiştir. Chenkeli riyaseti “Trabzon’da kalmanın anlamı olmadığını, buraya hazırlıksız geldiklerini” itiraf ve beyanıyla Haydarov, Laskişvili ve Kaçaznuni birlik liderlerini Tiflis’e geri gönderdi. Gürcüler Batum’u ellerinde tutabilmek için Kars, Ardahan ve Artvin’in Türklere bırakılmasına razı oldular. Komünist Rusya da böylesine rıza gösterdi.

Yukarda verdiğimiz Rus nüfus kayıtlarına göre Batum’da Türk halkının çoğunluğu düşünülerek plebisit/halk oylamasına razı olunmuştur. Neticede Trabzon vilayetinin bir sancağı olan Batum ince oyunlarla ve İstiklâl harbimize gerekli olan esliha/silahlar karşılığı Sovyetlere terk edilmiştir.

Trabzon Konferans kayıtlarında en ilginç tespitimiz ise 24 Mart toplantısında bir konuşma yapan petrolcü Hasmemmedov ’un konuşmasında Batum’un Gürcistan’a kalmasını istemesidir.  “Türkiye için İzmir neyse Güney Kafkasya için de Batum öyledir” söylemi kayıtlara geçmiştir.

Kapitalist kafa yapısının bakışı hiç değişmiyor.

*** Köşe Yazarlarımız İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) üyesidir ve telif hakları İLESAM tarafından korunmaktadır. Köşe Yazarlarımızın yazıları izinsiz olarak kopyalanamaz ve başka bir yerde yayınlanamaz. İzin almadan yazıları kopyalayıp başka yerde yayınlayanlar, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri kanunu kapsamında İLESAM'ın kendilerine açaçağı maddi tazminat davasını kabul etmiş sayılır.

 


 Okunma Sayısı : 1012

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

  1. Recep Gökce 25 Ağustos 2023 04:01

    Maşallah Kaleminize kuvvet, yüreğinize sıhhat

    Muhsin Taşpınar 25 Ağustos 2023 06:46

    Muhterem hocam Batum şehri ni İsmet İnönü denen yahudi ermenisi vermiştir

Yorum Yap

Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 939049
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.