Erdoğan PAMUK


epamuk2001@yahoo.com
  Tüm Yazıları

İREVAN GÖÇLERİ 2

 

1918 Yılı göç ve soykırım olaylarını işlediğimiz geçen makalem, anlaşılamamış anlaşılan, lafın tamamı söylenmez ama geçen yüzyıl başında müttefikimiz olan Almanya’nın Kafkasya’daki ihanet ve hasım tutumunu günümüzde hangi sözde “stratejik ortağımız ”ın aldığını anlayıp yorumlayamayacak okuyucum olduğunu sanmıyorum…

Ya da seri yazılarımızda söz konusu ettiğimiz geçen yüzyılın Kafkas Federasyonu/Seym benzeri yeni bir siyasal ve ekonomik yapılaşma ihtiyacının, Karabağ savaşı sonrası Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan arasında kurulmasının gereğini düşünce ufkunuza sunarım…

Sosyolog İbni Haldun büyüğümüz yedi asır kadar önce “Coğrafya kaderdir” hükmüyle, Güney Kafkasya halklarının, biz dâhil, mukadderatımızı Okyanus ötesine, Kırım’ı ilhak edenlere ve Uygur soydaşlarımızı katledenlere bırakamayacağımızı anlatmaya çalışıyoruz.

Ah o 1918 Yılı! Trabzon Konferansı devam ederken Seym Meclisi Tiflis’te 13 Nisan 1918 tarihli toplantısında Türklerle savaş kararı alıyordu. Bu alçaklar Bakü’de binlerce Türk’ün Bolşevikler tarafından Ermeni işbirliği ile öldürüldüğü zaman, Rus Proletaryasına sadakat beyannamesi yayınlayarak güçlüden yana saf değiştiriyorlardı. Ne şaşırtıcıdır ki Resulzade’nin inadına hain Ağamalıoğlu’nun başını çektiği Meclisteki sözde Türk Himmetçiler grubu da Bolşevik/Komünistlerden yana tavır ve imza koyuyorlardı. Türk’ün Türk’ten başka dostu da düşmanı da olmadığı bu örnekle iyice anlaşılır sanırım. Eğer Türk Türk’e düşmanlık etmese, Türk olmayanların Türk’e düşmanlığa cesaret edemeyeceği açıktır.

Azerbaycan’ın Sovyetleşmesinde Mirzoyan ve Kirov kadar Merkez Komitesi kâtipliğine getirilen Mircafer Bağırov’un ya da Abdurrahman Vezirov’un etkisi yok mudur? Azerbaycan petrolü, inşaat ve ticareti Ermenilerin eline geçmiş, milli gelirin % 70’i yasak ve hileli yollardan Ermenistan bütçesine akmıştır. İrevan ve Ermenistan’da Türk sayısı azaldıkça Bakü’deki Ermeni nüfusu orantılı olarak artmaktadır.

“Halk Düşmanı” suçlaması ile ölüm cezasına çarptırılan Mircafer Bağırov’un son sözü: -Ben yalnız kendi halkımın düşmanıyım! (karşısındaki Ermeni yöneticileri parmağıyla göstererek) Halkımın geleceğini bu murdar ve alçaklara emanet ettim. Ölüm az gelir! İtirafında bulunmuştur.

Ermenistan ya da İrevan’dan Türklerin sürülmesi 1947 ve 1952 yılları arasında yoğunlaşmış ve bu konuda da araştırma ve yayın yasağı getirilmiştir. Türk Kasabı olarak nam salan Stalin’in II. Dünya savaşının ardından bu göç ve sürgün olayının baş aktörü olduğu açıktır.

Bir Alman generali hatıratında “ Zavallı Türk milletinin askerlerini Alman askeri önden vururken Rus kardeşleri de arkadan vuruyordu. Savaşta ölenlerin % 95’inin Türk olduğu, bunların silahsız olarak özel siperlerde, Alman tanklarının altında ölüme mahkûm edildiklerini” yazmıştır.

Za Stalina! Za Rodina! (Stalin için vatan için) sloganlı büyük savaşın ardından Ermenistan’ın Türkiye sınırında yaşayan 200.000 Azerbaycan Türk’ü ve Gürcistan’ın Türkiye sınırında yaşayan 200.000 Ahıska Türk’ünü, Ortalık Asya çöllerine ve Sibirya soğuğuna sürgün etmiş; buna paralel olarak 155.000 Bulgaristan Türk’ünü de benzer şekilde Türkiye’ye göç ettirmiştir. 60 bin Türk’ün eline daha “göç Pasaportu” verilmiş ancak 1951 yılında bu göç durdurularak; Stalin Bulgar lider Vılko Çervenkov’a emrederek Türkiye’ye “Komünist Devrim” ihracı taktiğine geçilmiştir. Tam da Türkiye için “denize düşenin yılana sarıldığı” gibi Koreli ve NATO’ lu yıllar başlamıştır.

Stalin’in bir başka marifeti de Amerika ve İngiltere ile birleşip 1941 Yılında İran’ı işgal etmesi, Güney Azerbaycan’da Milli Azatlık Hareketini başlatarak Seyit Cafer Pişeveri liderliğinde beş yıl devam edecek devleti kurdurması idi. Hedefte ise Kuzey ve Güney Azerbaycan’ın bütünleştirilerek Sovyetlere katılması vardı. Ancak İran Şahı, Aralık 1946’da bu durumdan rahatsız olan Ermeni ordusuyla birlikte Pişeveri üzerine yürüdü ve Azerbaycan dağıtıldı.

Bırakın Yalta’yı, evvelinde 1943 Tahran Konferansı ile Stalin, Çörçil ve Roosevelt bir araya gelmişler; Sovyet Dışişleri Bakanı Molotov’u görevlendirerek İran Ermenilerini Ermenistan’a, Türklerden boşaltılacak yerlere göç ettirme kararını almışlardı. Milletlerin kaderi bu üçünün elindeydi. İşte bu yüzden dönemin göç olayları başladı. Roosevelt yerini Truman’a bırakarak 1945’te, En az bir milyon yargısız infaz yapan Stalin 1953’te ve Çörçil 1965’te milyonlarca insanın ahı, kanı ve gözyaşını arkalarında bırakarak ölmüşlerdir.

1946 yılı başında Ermenistan’ın 1,5 milyon olan nüfusunun artması için Sovyet propagandası ile 130. 000 Ermeni göç isteğinde bulunmuş, Ancak İran, Suriye, Lübnan, Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya’dan 50.000; ABD, Fransa, Mısır ve Iraktan 35.000 olmak üzere toplam 85.000 nüfus iskân edilebilmiştir. Enteresan olanı ise bu muhacirlerin hemen hepsinin hatasız Türkçe konuşabilmeleri, yaşadıkları ülkelerdeki refah seviyelerini bırakıp varlıklarını satmış olmaları ve bolluk içerisinde musluklarından bal ve süt akmasını umdukları yeni vatanlarında durumlarının vahametini kavradıklarını anlıyoruz.

“Milletlerin Babası” Stalin, Ermenilere sözde refahı, İrevan Türklerine ise sürgün ve soykırımı vermiştir.


 Okunma Sayısı : 1153

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

  1. Sebahattin Koroğlu 22 Eylül 2023 09:33

    Tarih, ulusların bellegidir. Tarih ile hele öz tarihi ile ilgilenmeyen uluslar, alzaymır hastası gibi ne içte düzenini kurar ne de dıştaki olaylara anlam verebilir. Onun içindir ki bir ülkeyi yönetmeye kalkan somurgeciler veya somurgecilere bağli mustemleke valisi dediğimiz yöneticiler hemen o ülkedeki tarih öğretisini, program ve yöntemleriyle değiştirmeye kalkar, tarihi kişi ve kahramanlarını karalama, itibarsizlaştirma kampanyaları, yayınları başlatılır. Eline, gönlüne sağlık can dost. Esenliklerle...

    Muhsin Taspinar 23 Eylül 2023 11:32

    Değerli hocam Erdoğan pamuk Tarihe baktigimiz zaman senin yazdığın gibi TURK VE MÜSLÜMAN DUSMANİ ALMANYA.ABD.İNGİLTERE.FRANSA VE RUSYA Stalin.corcil.roosevelt vs.

Yorum Yap

Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 445079
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.