AHİLİK
Ahilik, İslam inancıyla Türk örf ve adetlerini kaynaştıran bir düşünce sistemidir. Hükmü böyle verdik!
DTCF’de Refet Yinanç Hocanın öğrencisi olmakla iftihar ediyorum. Neredeyse Anadolu Selçuklu uzmanı oldum. Ancak hocam bir Elbistanlı olarak daha ziyade Dulkadiroğlu bilgini ve kendisinin de bir Dulkadiroğlu olduğunu söylerdi.
Selçuklularla Türkleşmeye başlayan Anadolu’da elit tabaka olarak devletin tepesi şehirliler, lisanda Farsça ve Arapça kullanırlardı. Bunlara örnek olarak Mevlana verilirdi. Kasabalar halkı ağdalı bir Türkçe kullanır ve bunlara Hacıbektaş örnek gösterilirdi. Yunus Emre’nin örneklendiği köy ve göçer halk arasında ise arı-duru bir Türkçe kullanılırdı.
Selçuklu ile Anadolu’da hayat tarzına tavırlar bu üç grupta toplanır. Birinci grup; Sultanlar ve yönetici tabaka yani İslam’a girmiş grup, geçmiş inançlarını ve geleneksel inançlarını silmek amacıyla din için Arapçayı, edebiyat için Farsçayı ön plana çıkartıp kurdukları medreselere, şehirlere İran ve Arabistan’dan ulema getirip atıyorlardı. Hâlbuki göçebe Türk boyları İslamiyet’i, Türk dervişlerinin telkinleriyle Gök Tanrı inancının devamı olarak görmüş ve kabul etmişlerdi.
İkinci Grup: Bunların aksine eski inançlar ve geleneklerinin İslam’a uyumu ölçüsünde imanla, yerleşik hayat ve devlet düzeninde, devlete karşı çatışmacı bir tutum almış, yüzyıllarca devam eden Babailer, Celaliler gibi ayaklanmalar, günümüze Alevi/Bektaşilik olarak süregelmiştir.
Köylerdeki grup ise İslam inancıyla Türk geleneklerini kaynaştırıp sentez yaparak günümüze gelmiştir. Edebiyata da yansıyan “tekke edebiyatı” kasaba ve köylerde yaşamıştır. İşte Ahiliği kurup geliştiren evrensel düşünce özellikle kasaba eşrafı ile esnaf ve sanatkârlarıdır.
Fütüvvet, fetihle beraber Arapçadan dilimize giren yiğitlik, gençlik, erlik demektir. Melamet (dünyadan vazgeçme) ideolojisini hayata uygulayan zümreye yani esnaf ve sanatkârı örgütleyen AHİLİK sistemine isim olmuştur. Ahilik fiilen 1908 yılına kadar sürmüştür. 17. Yy da sadece İstanbul’da 1109 lonca örgütü ve 126.000 üyeye sahip bir teşkilattan söz etmekteyiz.
Şeyh Ahi Evran Nasuriddin Mahmut, Ahiliğin kurucusu ve örgütleyicisidir. Debbağların/dericilerin piridir. Anadolu’nun Türkleşmesinden başka en büyük faydası ise esnaf ve sanatkârın göçebelikten yerleşik hayata geçişini sağlamasıdır.
Ahi Evran’ın 11 kitabını gördüm ama 20 kadar eseri olduğu iddia edilmektedir. Biraz sübjektif /öznel olacak ama 14 yıl kadar önce, yedi ay üzerinde geceli gündüzlü çalışıp görebildiğim kitapları ile hem de teatral olarak yazdığım çalışmam reddedildi, kabul edilmedi. Zira “akademisyen olmadığım ve Ahi Evran’ı yazmaya mezun olmadığım” yüzüme söylendi. Hâlbuki kişilerin eserleri evladı gibidir. Haliyle büyük üzüntü duydum. Gördüğüm kadarıyla benzer kurumlar, hâlâ çözüm değil sorun üretiyorlar. Tekelindeki alanlarına kendilerince hükmetmeye çalışıyorlar ve kimseyi sokmuyorlar. Teşvik beklerken tazir/azarlama gösteriliyor. Merhum Prof. Dr. Orhan Düzgüneş’i de burada rahmetle anmalıyım. Şu kadarı ile bağlayalım: Ahilik ruhumuzda var. Kin ve hırs yapmıyoruz. Zaten 1993 yılında dönemin Kırşehir Valisi Neşet Kanyılmaz huzurunda Merhum Karagüllü tarafından “Ahilik Beratı” şahsıma takdim edilmiştir.
Ahi Evran’ın Milli Kütüphanede gördüğüm eserlerinden bahsetmek vacip olmuştur. Hemen belirteyim transkripsiyon/çeviri kaidelerine “öztürkçe” adına karşıyım ve özellikle kullanmıyorum.
Menahici Seyfi: Yaz yolları demek olup Selçuklu sultanlarının olumsuz yönlerini anlatmaktadır.
Ağazu Encam: Başlayış Gidiş demektir. Kurt tıynetli padişahların şeriat hükümlerini kaldırarak, miraslara el konulmasından yakınmaktadır.
Taksiratül Müptedi ve Tezkiretül Müntehi: İleriyi görme ve boş şeylerin tezkeresidir.
Yezdanı Sinaht: Allah’ı Tanıma kitabıdır.
Mutaliül İman: İmanın Mütalaası / değerlendirilmesi
Mürşitül Kifaye: Yeterli irşat/ aydınlatma. Siyasetname kitabıdır.
Medhi Fakru Zemmi Dünya. Fakirliğin övülmesi, Dünyanın kötülenmesi.
Letaifi Hikmet: Öğüt kitabıdır.
Cihadnâme: Din uğruna savaş kitabı.
Mukatebatı Beyne Sadruddin Konevi: Konevi ’nin Kitabiyatı/ kitapları ve Düşüncesi.
Risalei Arş: Yeryüzü ve gökyüzünü anlatır.