Aziz DOĞANOĞLU


doganogluaziz@gmail.com
  Tüm Yazıları

İNSAN İÇİN EN BÜYÜK MUCİZE ÇALIŞMAK

 

Sevgili okuyucular; başarılı olmada mucize diye bir şey yoktur. Mucize bilmek, bilmek için ise daha önemli bir mucize de çalışmaktır. Bilgi, insan hayatına can veren en faydalı ışıktır. Işığa hükmetmek ve  bilgisizlik karanlığını ortadan kaldırmak için çok çalışmalı, çok kitap okumalıyız. Çalışmadan, yorulmadan, alın teri dökmeden kalıcı başarılar elde etmek, büyük eserler bırakmak mümkün değildir. Tarih çalışmadan isim bırakmış bir tek  insan kaydetmemiştir. 

Çalışmak insanı verimli yapar. Bilginin efendisi olmanın yolu, çalışkanlığın çetin fakat huzur getiren köprüsünden geçer. Gençken bilgi ağacını dikip büyütemezsek, ihtiyarladığımız zaman gölgesinde barınacağımız bir ağacımız olmayacaktır.

Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) bir hadisinde: ”Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalış.” Buyurarak her iki dünyayı kazanmanın yolunun çalışmaktan geçtiğini bize çok açık bir şekilde göstermiştir.

Hiçbir başarı yoktur ki çalışmadan elde edilebilsin. Başarının çalışmaktan önce geldiği tek yer, sözlüktür. Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. Tarih boyunca başarılı olmuş insanlar hep çalışmış, gayret göstermiş insanlardır. Planlı, akılcı ve sıkı bir çalışmanın yerini hiçbir şey tutamaz. Alın teri dökmek zor,  fakat meyvesi tatlıdır. "Yokuşta dökülmeyen alın teri inişte gözyaşı olur" demiş atalarımız.. Çalışmayı eğlenceye dönüştürerek ve bunu alışkanlık haline getirerek hayatımızı kontrol altına almaya gayret göstermeliyiz, yoksa hayat bizi kontrol altına alır, sonrada hiç istemediğimiz yerlere savrulabiliriz.

İlmin kapısı Hz. Ali: “Çalışanlar, kötülük düşünmeye vakit bulamazlar. Çalışmayanlar ise, kendilerini kötülükten kurtaramazlar.” Diyerek çalışmanın insanı iyiliğe, tembeliğin de kötülüğe götürdüğünü  ne güzel ifade etmiştir.

Yapılması gereken iş varken kaytarmak, çalışmaktan kaçmak tembelliğe sürükler insanı. İş varken  boş işlerle meşgul olursan bu durum zamanla alışkanlığa dönüşür ve bir bakmışsın ki alışkanlığının çocuğu olmuş, yaşamı ıskalamışsın. Ne hazin bir son!

Çalışan, emek veren insan kendisine, diğer insanlara, tüm tabiata ve canlılara faydalı olur. Çalışan insanın da dinlenmeye, eğlenmeye, gezmeye, uyumaya hakkı vardır. Ve bunlar en temel ihtiyaçtır. İnsan yorulduğunda tabii ki dinlenecek, dinlenmek asla tembellik değildir.

İnsanlar için de, toplumlar için de çalışmak refahın ön koşuludur. Ünlü iktisat tarihçisi Niall Ferguson, gelişmiş toplumları diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerin başında; “çalışma kültürü ve iş ahlakı”nın geldiğini söyler.  Henry Ford’da, “pek çok insan, diğerlerinin boşa harcadığı zamanı kullanarak öne geçer” diyerek zamanın boşa geçirilmemesinin önemine vurgu yapmıştır.

Bizim kültürümüzde maalesef çalışkanlık zekâ kadar  övgü almaz. Anne babalar okulda başarısız olan çocuklarını, “aslında çok zeki ama çalışmayı pek sevmiyor.” Diye savunurlar, çocuklarının tembelliklerini herkes hoş görsün isterler.

Oysa ki insan zeki, yetenekli olmayı seçemez, ama çalışıp çalışmamayı seçmek kendi elindedir. Başarılı olmak için bazen çalışmak bile yetmeyebilir;  ama çalışmadan başarılı olmak ise ne kadar zeki olunursa olunsun asla mümkün değildir.

Büyüklerimiz çalışkan olmanın iyi bir şey olduğunu söyleseler de, bizim evlerimizde çalışkanlığa pek övgü yoktur. Çalışkanlık bizim kültürümüzde bir meziyet olarak görülmediği gibi, tam aksi kaytarmak bir tür “akıllılık” gibi algılanır. Bizim kültürümüzde çalışkanlıktan çok kurnazlığa övgü vardır.

Pek çok aile çocuklarından çalışkan olmalarını isteseler bile, onların ev ödevlerini kendileri  yaparak, çocukların kendi sorunlarını çözmelerine engel olurlar. İş sadece ödev yapmakla da kalmaz, pek çok anne baba ayakkabılarını bağlamaktan odalarını toplamaya kadar çocuklarının hayatlarını kolaylaştırarak onları kendi elleriyle başarısızlığa hazırlarlar. Konunun uzmanları, bir çocuğa her şeyi vermekle hiçbir şey vermemek arasında bir tercih yapmak zorunda kalırsanız, hiçbir şey vermemeyi tercih edin. Böylece büyüdüklerinde sahip olamadığı şeyler için üzülmezler. Çocukken herşeye sahip olan insanlar kaybettiklerinde çok mutsuz olurlar. Harvard Üniversitesi’nin ünlü profesörü Clayton Christensen hayat ve başarı üzerine yazdığı kitapta, anne babasına teşekkür ederken, “Bana yaptıkları değil, yapmadıkları her şey için minnettarım.” der.

Çalışkan olmak, her ne iş olursa olsun o işin hakkını vermek demektir. İçten gelen bir istekle, öz disiplinle çalışmak, üretmek demektir.

Çalışkan bir insan, kendini yaptığı işe adar. Çalışkan insanlar, başkaları onları methetsin diye değil, doğru olanın çalışmak olduğunu bildikleri için çalışırlar.

Çocuklarımıza temel karakterinin oluştuğu çağ olan 0-6 yaşları arasında, onları zeki olmalarından çok, çalışkanlıklarını önemseyip övmemiz gerekmektedir. Çocuğun zekâsını övmek yerine, onun çalışkanlığını dile getirmenin, onu daima çalışkanlığıyla takdir etmenin çocuğun gelişmesine çok daha olumlu bir katkı yapacağı aşikardır. Araştırmalar,  çalışkanlıkları yerine zekâları takdir edilirse, çocukların çalışmamayı tercih ettiklerini kanıtlıyor. Zekâsı övülen çocuklar, zeki olmayı bir varış noktası, bir son olarak algılayıp çalışmanın gereksiz olduğu düşüncesini geliştiriyorlar.

Çalışkan insanlar, zamanla yaptıkları işi daha kolay yapmaya başlar, işlerinde ustalaşırlar. İnsanın sevdiği ve anlam bulduğu bir işe verdiği emek, zahmet olmaktan çıkar, zevk verir.  Hatta insan başında severek başlamasa bile, sabırla, sebatla yaptığı birçok işten sonunda zevk almaya başlar.

Çalışmak, zihnimizdeki olumsuz düşünceleri de temizler. Voltaire’in dediği gibi çalışmak bizi şu üç büyük beladan kurtarır: “Can sıkıntısı, kötü alışkanlıklar ve yoksulluk.”

Çocuklarımızın iyi bir hayat yaşamasını istiyorsak, onlara her şeyden önce çalışmanın yerini hiç bir şeyin tutmayacağını öğretmeliyiz. Onlara hem çalışmanın erdemini anlatmak, hem de onlara çalışma kültürü edindirmek zorundayız. Çalışmanın, zorluklarına rağmen sonunda zevk veren bir eylem olduğunu öğretmeliyiz.

Edison’un dediği gibi “Sıkı bir çalışmanın yerini hiçbir şey alamaz. Dehanın yüzde biri ilham, yüzde doksan dokuzu terdir.”

Çalışmayan bir zekâ, başarılı olamaz.

Son sözü  Cumhuriyetimizin kurucusu, dahi lider Mustafa Kemal Atatürk’e bırakarak bitirelim:

Ey Türk Çocuğu, şunu da söyleyeyim ki çok zekisin! Bu belli.. Fakat zekânı unut! .. Daima çalışkan ol...

Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak. 

Selam ve sevgilerimle…

*** Köşe Yazarlarımız İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) üyesidir ve telif hakları İLESAM tarafından korunmaktadır. Köşe Yazarlarımızın yazıları izinsiz olarak kopyalanamaz ve başka bir yerde yayınlanamaz. İzin almadan yazıları kopyalayıp başka yerde yayınlayanlar, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri kanunu kapsamında İLESAM'ın kendilerine açaçağı maddi tazminat davasını kabul etmiş sayılır.

 
 

 Okunma Sayısı : 1697

Yorumlar

  1. Yavuz Şenbaş 14 Ocak 2021 01:43

    Yine harika bir yazı... Kaleminize sağlık hocam...

    BALDUDAK ÖĞRENCISI 25 Ocak 2021 11:27

    HOCAM ELLERINIZE SAĞLIK TEŞEKKÜR EDERIZ

    Vedat YILDIZ 07 Şubat 2021 01:32

    Sevgili dostum, Değerli öğretmenim; Kalemine, yüreğine sağlık Devamını heyecanla bekliyorum.

    Vedat YILDIZ 07 Şubat 2021 01:32

    Sevgili dostum, Değerli öğretmenim; Kalemine, yüreğine sağlık Devamını heyecanla bekliyorum.

Yorum Yap

Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 813199
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.