Salih KOZAN


kozanoglusalih@hotmail.com
  Tüm Yazıları

DİLİMİZİN KATİLLERİ

Dilimizi, kültürümüzü ve tarihimizi talan edenler! Sahi kimler?  İnanın bunların hiçbiri de masum değiller. Güzel dilimizi konuşmaktan utanıyor musunuz? Ya da abuk sabuk bir şekilde konuştuğunuzda veya yazdığınızda kendinizi kültürlü mü zannediyorsunuz?

Düşünüyorum da bu duyarsızlık neden? Bu gidiş nereye, bu gereksiz özenti neyin nesi? Hayatımızın hangi evresinde olursak olalım, güzel dilimize özen gösterelim. Yazdığımız mesajlarda, kullandığımız rumuzlarda, önce kendimiz, sonra çevremiz, eş ve dostlarımız, hepimiz Türkçemizi güzel kullanmaya dikkat etmeliyiz.

Günümüzde Türkçemizin katillerinin kullandıkları cümlelere bakar mısınız? “Hey, Naber, Home Center 'ın önünde buluşalım mı? ,  What?, Ok , Waw ...  gibi dilimize yük olan cümlelere maruz kalıyoruz . Adam konuşuyor: ''Aksiyon filmi izledim, number one-dı.” , ''Dostum seni bugün yorgun görüyorum,  hospitallerden birine gidelim mi ?”, “Okey, no problem..”

Değerli okurlar Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın ''Ses bayrağım'' dediği dil bayrağını yere mi düşürüyoruz? Dil ve kültür siperlerimizin maalesef yabancı dillerin işgali altında olduğunu görüyoruz. Bu konuları ivedilikle irdelememiz gerekmez mi? Bir türlü dil katillerine dur diyemiyoruz. Bu derece Yabancı ve Avrupa özentiliğinin sebebi nedir? İnanın anlamış değilim…
Bizim kültür hazinemiz, örf ve adetlerimiz o kadar zengin ki… Yüklü bir mirasın üzerinde hükümranlık sürüyoruz ama bundan haberimiz yok, çünkü okumuyoruz… Yabancı kelimeleri Türkçemize dahil ederek ve kısaltarak dilimize zarar veriyoruz. Hepimiz bu konuda duyarlı olmalıyız. Güzel Türkçemiz, uyduruk kısaltmaların istilasına uğruyor. Bakar mısınız?  '' Yes-Evet,  Slm-Selam,  Tmm- Tamam.''

Peki sen, ben, biz, siz, onlar sahip çıkmazsa kim koruyacak bu erozyondan dilimizi?  Bir milletin çöküşü dilinden ve kültüründen başlar. Ayrıca yeri gelmişken şunu kesin bir dille ifade edeyim:” Türkçemiz tek dil olmalıdır. Bu vatanda başka diller bölücülüktür.” Katılıp katılmamak sizin sorununuzdur, şahsi öngörüm bu şekildedir. Bu öngörümü Türk Cumhuriyetleri müfredatıyla aynı atmosferde buluşturabilirsek kaynaşmamız ve bütünleşmemiz o kadar kolay olacaktır. Günümüzde Avrupa ülkeleri kendi dilini öğrenmeyene oturma izni ve vatandaşlık bile vermiyor…

Özentiyi kaldırmalıyız, özenli dil kullanmayı teşvik etmeliyiz. Saydıklarıma birçok yazar, şair, gazeteci hatta bakan bile dikkat etmiyor! Sosyal medyadan istifa eden bir bakanın bildiri metni hatalarla doluydu maalesef… Bendeniz elimden geldiği ve dilimin döndüğü kadarıyla dikkat etmeye çalışıyorum. Dilimizi katledenlere karşı kalemimle mevzideyim. Bu yazım da bunun ispatıdır!

Aklıma gelmişken anlatayım: Öğrencilerinden biri Sokrat'a sormuş:'' Herkese hitabet ve güzel konuşma dersleri verdiğiniz halde neden çıkıp bir konuşma yapmıyorsunuz?''  Sokrat ise: ''Evlat biley taşı keskin değildir ama en sert demiri bile keskin eder.'' Dilbilimcilerin arasında böyle bir konuya dokunuş yapmak haddimize değil, lakin şunu da ifade etmeden geçemeyeceğim. Dilimizin yozlaşmasının sebeplerinden biri de sosyal medya, yazılı ve görsel basındır. Bazen de yanlış söz dizimi Türkçemizi bozmaktadır. Örneğin '' Eczane Ayşegül '' değil, ''Ayşegül Eczanesi '' olmalıdır.  İnternet dilini sık kullanan neslimiz 'böle, acaip, shekiller, yaparağ' gibi kelimeler kullanarak dilimizi katlediyorlar. Artık en ücra yerde oturanlar bile ''By By , okey''  gibi sıradanlaşmış kelimeler kullanıyorsa oturup ciddi bir şekilde düşünmemiz gerekiyor. Bugün profesörlerimiz, haber spikerlerimiz bile ''pandemi, pandemi'' diyorlarken ; bunun açılımı ‘küresel salgın’ değil mi yahu?  Pandemi neymiş? Ah ah ecdadın ruhu şad olsun. Bize bu işten sıyrılmamız için Karamanoğlu Mehmet Bey gibi yürekli yöneticiler lazım! Bizim yöneticiler ''shop ,center..'' gibi tabelaları görmüyorlar mı ? Elbette bizler de bu konudaki mağduriyetimizi haykıracağız!

Düşünüyorum da böyle giderse, ileriki zamanlarda '' Zeynep, Mehmet, Alper, Arif, Ayşe '' isimlerinin yerini '' Rose, Martin, Melissa'' gibi isimler alması kaçınılmaz. Artık kendimize gelmeliyiz! Kültür erozyonu, dil erozyonu bir milletin egemenliğinin yok olması demektir. Bu konuda gereken ehemmiyeti göstereceğimizi umuyor, hepinize mutlu günler diliyorum.

*** Köşe Yazarlarımız İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) üyesidir ve telif hakları İLESAM tarafından korunmaktadır. Köşe Yazarlarımızın yazıları izinsiz olarak kopyalanamaz ve başka bir yerde yayınlanamaz. İzin almadan yazıları kopyalayıp başka yerde yayınlayanlar, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri kanunu kapsamında İLESAM'ın kendilerine açaçağı maddi tazminat davasını kabul etmiş sayılır.

                                                                                                                                       


 Okunma Sayısı : 1406

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 843798
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.