Dr. Ayşe PARMAKSIZ


ayseparmaksiz75@hotmail.com
  Tüm Yazıları

POSTMODERNİZM ANLAYIŞININ EĞİTİME YANSIMALARI

     GİRİŞ

       Eğitim sistemleri genellikle tarih boyunca diğer birçok yapıda olduğu gibi sanat, mimari, edebiyat, siyaset v.b. değişen dünyanın düşünce kalıplarına göre kendini yeniden şekillenmektedir. Bu durum eğitimin yapı ve işleyişinde önemli değişimler yaratmaktadır. Değişme hareketlerini etkileyen fikir hareketlerinden birisinin de postmodernizm olduğu söylenebilir. Kavram her ne kadar sanatla bütünleşmiş gibi görünse de kültürün ana unsuru olan eğitimle de derinden ilişkilenmiştir. Bu yazıda postmodernizm kavramı ve eğitim üzerindeki etkileri incelenmiştir.

      POSTMODERNİZMİN KAVRAMSAL YAPISI

      Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre modernist arayışın canlılığını kaybetmesinden sonra XX. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan çeşitli üslup ve yönelişlerin adı olarak tanımlanan postmodernizm (TDK sözlüğü, 2020) eleştirisi ve vaat ettikleriyle hayli iddialı bir perspektif çizmektedir. Özgürlük, eşitlik ve adalet kavramlarına yeni bir bakış kazandıran postmodern tavır, sanattan sosyolojiye dek yankılarını çok çeşitli alanlarda hissedebileceğimiz yeniliklerle yüklü şekilde hayatımıza girmiştir. Bir yaşam ve düşünce biçimini de ifade eden modernizm metalleşme,  mekanikleşme ve teknoloji gibi kavramlar çerçevesinde sanayi toplumu anlayışına ait bir söylemdir.

       Modernizmin eleştirisinden yola çıkan postmodernizm, her türden sınıflamaya karşı olduğu için yüksek kültürle, alt-kültür ve kitle-kültürü arasındaki ayrımı kaldırmaktadır. Zira postmodernistlere göre, postmodernizmle birlikte artık kültür mekanikleşmiştir; tüm kültürler aynı düzeyde geçerlidir ve her kültür medyanın konusu haline gelmiştir. Bu açıdan postmodernizmin dünyası zıtlıkların, çelişkilerin, eklektik yapıların birbirine karıştığı bir dünyadır. Postmodern kültürde toplumun bütünlükçü yapısı ve eşgüdümlü bir sistem olduğu, her parçasının birbiriyle ilişkili olduğu düşüncesi terk edilmiştir. Onlara göre toplum, gelişen konumların birbirlerine bağlılıklarının tasarlayabilmelerine uygun şekilde, yamalı bir bohçadır (Aydın, 2006: 26). Bir bakıma kapitalist toplumsal düzenin ortaya çıkardığı tek tipleşen insani unsurların bir eleştirisi de sayılabilir.

       Postmodernizm, doğrunun tek olamayacağı anlayışından yola çıkarak göreceliliğe önem verir. Zira kesin doğru, salt gerçeklik fikri gibi modernizme dair tek yol anlayışı ciddi şekilde eleştirilmiştir. Postmodern anlayışta kalıplara, sabit fikirliliklere yer yoktur (Kılıç,2014:368-368). Aydın’a göre: “Postmodernizmin dünyası zıtlıkların, çelişkilerin, eklektik yapıların birbirine karıştığı bir dünyadır. Postmodern kültürde toplumun bütünlükçü yapısı ve eş güdümlü bir sistem olduğu, her parçasının birbiriyle ilişkili olduğu düşüncesi terk edilmiştir” (Aydın, 2006: 11).

       Kurt’a göre “Modernizm, hiçbir zaman sıradan halk üzerinde etkililik kazanamadı. Postmodernizm ise popüler kültür öğesi ile bunu başardı. Postmodernistler ilk ortaya çıktıklarında, özgürlük savaşçıları, kahramanlar olarak görüldüler. Bunların hepsi, küçük ölçeği, karmaşığı, gelenekseli, tarihseli, dekoratifi ve popüleri yasallaştırma savaşımı verdiler ( Kurt, 2009: 85 ).

       Modern ve postmodern anlayışları birbirinden ayıran asıl öğe, farklı paradigmalardan kaynaklanıyor olmalarıdır. Genel olarak modernizmin pozitivist paradigmanın, postmodernizmin ise pozitivist ötesi paradigmanın etkisi ile şekillendiği söylenebilir. Buna göre ikisi arasındaki farkları Özdemir şu şekilde tablolaştırmıştır. Bu tablodan yola çıkarak eğitime postmodern bakışımız daha kolay olacaktır.

Tablo:1 Pozitivist ve Pozitivist Ötesi Paradigmaların Temel Nitelikleri

Pozitivist- Modernizm Paradigma

Pozitivist Ötesi–Postmodernist Paradigma

1. Gerçeklik basittir: Evren, etkileşimsiz, kendi içinde tekdüze, farklı ve kendine özgü sistemlerin bir toplamıdır. Bir şey parçalarının toplamıdır.

1. Gerçek karmaşıktır. Değişkenlik, çeşitlilik ve karşılıklı etkileşim bütün sistem ve olguların doğal özelliğidir...” Her sistem kendine özgü özellikler geliştirir” (Lincoln, 1990, 69).

2. Hiyerarşi düzenin ilkesidir:

Sistemler en basitten en karmaşığa kadar hiyerarşik bir sırada sınıflandırılabilir.

 

2. Heterarşi düzendir. Sistemler, hiyerarşik ve piramitsel değil, aksine önceden kestirilemez karşılıklı sınırlılık, etkileşim ve hareketlerle belirlenen heterarşik düzenlerdir.

 

3. Evren mekaniktir: Evren saat gibi çalışan mekanik bir obje ya da bir makinedir. Enerjisi bitinceye kadar belli bir düzende devinmesini sürdürür.

 

3. Evren holografiktir. Evren, bileşenlerinin ayrıştırılıp tekrar tersi bir süreçle yerlerine yerleştirildiği şeklinde mekanik bir biçimde anlaşılamaz. Her şey birbiri ile ilintilidir, her parça bütünün bilgisini taşır.

4. Gelecek ve yön belirlidir: Eğer evren saat ya da makine gibi çalışan bir olgu ise, evrenin geleceği, kesin biçimiyle, önceden kestirilebilir.

 

4. Gelecek ve yön belirsizdir.

Olasılıklar bilinebilir, ancak kesin sonuçlar kestirilemez; “...geleceğin muğlaklığı doğanın koşuludur” (Lincoln, 1990, 71).

5. Nedensellik ilişkisi: Newton’cu evrende parçalar arasında nedensellik ilişkisini biliyorsak, bu ilişkinin sonuçlarını da açıklayabiliriz.

 

5. İlişkiler doğrusal (lineer) değildir ve karşılıklı nedensellik vardır. A B’ ye neden olmak yerine belki A ve B karşılıklı etkileşerek birlikte evrimleşir ve değişirler.

6. Değişim niceliksel ve birikim şeklindedir: Sistemler birikim yoluyla gelişirler, yani değişim sisteme bir yeni parça ya da boyut ekler. Niteliksel veya sıçramalı değişim çok seyrektir.

 

6. Değisim morfogenetiktir. Düzen düzensizlikten doğabilir. Sistemler, niceliksel olmaktan ziyade niteliksel değişime yol açacak şekilde çeşitli, açık, karmaşık, karşılıklı nedensel ve belirsizdir (Lincoln, 1990, 71).

7. Nesnellik zorunluluktur: Kartezyen evrende, bilme akıl yoluyla anlama ile olasıdır ve bu süreçte, gözlemci ve gözlenen kesin sınırlarla birbirinden ayrılmıştır.

 

7. Gözlemci belli bir perspektife sahip katılımcıdır. Gözlemci gözlenenden soyutlamış ve mesafeli değildir. Nesnellik diye bir şey yoktur, fakat perspektif vardır (Lincoln, 1990, 72).

(Özdemir, 2014: 20)

Tezcan’da modernizmin eğitimde oluşturduğu eksiklikleri şu şekilde gruplar;

  • Eğitim ezberci sisteme dayalıdır.

b- Öğretmen öğrenci arasında iletişim kopukluğu,

c- Gençler özel kurslarda okulun eksikliğini tamamlamaktadır.

d- Yüklü programlar gereksiz konular mevcuttur.

e- Aşırı disiplin ve baskı sonucu öğrencilerin okuldan soğuması,

f- Kalabalık ve araç-gereçsiz sınıflar,

g- Okulların mimari tasarımında tek tip sınıflar,

g- Artan nüfusa paralel olarak yetersiz okul sayısı,

ğ-  Mesleksel ve teknik eğitim yetersizliği

h-  Bilime ve araştırmaya önem vermede yetersizlik vardır (Tezcan, 1993: 47).

        POSTMODERNİZM VE EĞİTİM

        Postmodernizmin şüphesiz eğitim üzerine de etkisi olmuştur. Buna göre öğrenciyi bir birey olarak merkeze alıp öğretmenin rehber olarak öne çıktığı yeni bir ortam tasavvur edilmiştir. Öğrencinin kendi öğrenmelerini kendinin yapılandırması, okullarınsa seçime dayalı alternatif konular sunması ortaya atılan en önemli yenilikler olarak dikkat çekmektedir (Kılıç,2014:368-369).

       Modernizm hızlı ve sürekli bir değişim sürecine sahne olmuştur. Teknolojik, sosyal, ekonomik ve siyasal yapılar sürekli olarak değişmiş ve yaşam tarzlarıyla birlikte yaşam standartlarını da değiştirmiştir. Modernist anlayışa göre şekillenen eğitim sistemlerinde meslek seçimi önemli bir yer kaplamaktadır ancak modernist felsefi anlayışta yönlendirme bireyin ilgi ve yeteneklerinden çok toplumun, daha doğrusu sistemin ihtiyaçları doğrultusunda gerçekleştirilmektedir. Modern eğitim sisteminde yönlendirme programları bilim, teknoloji ve küresel piyasa yargılarından oluşan değişkenler doğrultusunda düzenlenmektedir. Postmodern eğitim sistemi bu şekilde yapılan yönlendirme programlarına karşı çıkmaktadır. Postmodern eğitimde yönlendirme bireylerin; ilgi, istek ve yeteneklerine uygun bir şekilde yapılmalıdır.

       Postmodern eğitimin amacı bireylere kalkınma, zenginlik, fazla gelir ve iyi bir iş sağlamak değil, çocukların ve gençlerin yetenek ve ilgilerinin farkına varmalarını, öğrenme süreçlerinde aktif bir şekilde yer alarak bilgiyi yapılandırmaları ve temel bilgi ve becerilere ulaşmalarıdır. Postmodern eğitimde eğitimsel yönlendirmeye mesleki yönlendirmeden daha fazla önem verilir. Eğitimsel yönlendirme bireyi tanımak, kendisini tanımasına ve yetenek, ilgi ve isteklerine değer vererek başarılı olmasına yardımcı olmak olarak tanımlanır. Postmodernizme göre eğitimden en üst düzey faydalanma ancak eğitimin temelinde yer alan değer, anlayış ve uygulamaların eleştirel yaklaşımla ele alınmasıyla mümkündür ( Kızılkaya, 2014:144). 

       Postmodernizm, eğitimde gerek programlar ve gerekse programların işletilmesi sürecini derinden etkilemiş ve bu konuda geleneksel paradigmaların altını oyarak, eğitime yeni ve alışılmadık anlayışlar getirmiştir. Postmodernizmin eğitime getirdiği bu yeni anlayışlar, daha çok yapılandırmacılık üzerinden gerçekleşmektedir. Posmodernizmin genelde eğitim bilimleri ve özelde ise, eğitim programları üzerindeki sarsıcı etkileri, bireyin, eğitimin nesnesi yerine özgür öznesi olarak görülmesi, program amaçlarının önceden kesin olarak belirlenemeyeceği, öğretme-öğrenme sürecinde bilginin sunulmasından ziyade etkileşimin ön plana çıkması ve bireyin kendi öğrenmesinden sorumlu olması şeklinde özetlenebilir (Akpınar, 2010:143). “Yeni eğitim modellerinde, bilgi toplumu için gerekli olan karar verme ve problem çözme teknikleri vurgulanmalıdır. Çok hızlı seyreden teknolojik ve sosyal değişmeler yakın gelecek konusunda bile doğru tahminlere imkan vermemektedir. Meselâ, postmodernizm için ağır sanayinin kurulmuş olması veya şehirlere göç edilmiş olması şart değildir, fakat ileri teknolojiye dayalı geniş iletişim ağları inşa edilmelidir. Bilginin mutlaka lokal olarak üretilmesi gerekmemektedir, aktarılması yeterlidir.” diyen Birkök bir başka deyişle “Bilgi Çağı” diye adlandırılan postmodern dönemde eğitim sisteminin nasıl evrileceğini vurgular. 

       Ülkemizde postmodern eğitim anlayışına ilişkin araştırma ve tartışmalar her ne kadar 90’lı yılların sonlarından itibaren yapılmaya başlanmışsa da, konuya ilişkin araştırmalar oldukça sınırlı sayıda ve teorik düzeyde literatürümüze girebilmiştir. Günümüz düşünce dünyasında postmodernizm kavramının başlı başına güç bir tanımlama süreci gerektirmesi, kavramın eğitim ilkeleriyle ilişkilendirilebilmesinde de sıkıntılara neden olmaktadır; nitekim postmodern eğitim anlayışına yönelik olarak ülkemiz alanyazınında yürütülmüş olan çalışmalar ya yapılandırmacı yaklaşım ekseninde yahut eleştirel pedagoji ekseninde yürütülmüştür (Çakır,  Doğan, 2017: 49).

       Postmodern eğitimi anlamak için kilit nokta yapılandırmacılığın ne olduğunu anlamak gerekir. Yapılandırmacılık öğretme-öğrenme sürecinde öğrenciyi merkeze alan bir yaklaşımdır. Epistemolojik bir kavram olarak kullanımı 18. yüzyıla dayanmakta ise de, özellikle 20. yüzyılın son çeyreğinde eğitimde öne çıkan kavramlardan biri olmuştur. Çünkü bu dönemdeki yoğun bilgi artışı karşısında davranışçı ve öğrenci merkezli yaklaşımlar hemen her ülkede sürekli eleştiri konusu olmuştur. Bilginin pasif alıcısı konumundaki bir öğretim anlayışıyla 21. yüzyıl insanının yetiştirilemeyeceği anlaşılmıştır (Arslan, 2007: 58). Yapılandırmacılık postmodern eğitimin en önemli temel öğrenme teorisidir. Buradaki temel fikir, bilginin zihinde inşası ya da yapılanmasıdır. Öğretmenlerin öğrettikleri ve öğrencilerin öğrendikleri bilgi “gerçeklik” değil, sadece insan zihninin yapılandırmalarıdır ( Kızılkaya, 2014: 68). Günümüz eğitim anlayışını yansıtan yapılandırmacılıkta, öğretmeni merkeze alan ve bilgiye dayalı otoriteyi temsil eden rolü artık kabul görmemektedir. Öğretmene, öğrencilerin bilgilerini yapılandırmasında yardımcı olma, öğrenme isteklerini gü­düleyen ortamlar hazırlama, bir rehber veya bir kılavuz olma misyonu yüklenmiş­tir. Günümüz eğitim anlayışında, öğrencilerin bilişsel yapılarını oluşturabilmele­ri için işbirlikçi bağlamda yeni öğrenmeleri önceki öğrenmelerle ilişkilendirerek öğrenmede sorumluluk üstlenmeleri sağlanır. Bu anlayışın bir yansıması olarak öğrenme sürecinde; çoklu zekâ kuramı, proje tabanlı öğrenme, probleme dayalı öğrenme ve işbirlikçi öğrenme gibi öğrenciyi merkeze alan öğrenme yaklaşımları ön plana çıkmaktadır. Öğretimde öğretmen yerine öğrenciyi merkeze alan bir eğitim anlayışının benimsenmesi, postmodernizmin eğitim üzerindeki etkisi olarak değer­lendirilebilir (Kesici, 2019:233).

        Okul ve eğitim de yeniçağda kendi görev tanımlarını yeniden yazmak zorundadır. Postmodern toplumların okulları özgürlük, demokrasi, güven ve sorumluluk olgularının hakim olduğu ve yaşandığı ortamlardır. Okul öğrencilerin bağımsız oldukları, güvenildikleri ve sorumlu insanlar olarak muamele gördükleri ve katılımcı demokrasi çerçevesinde hayatın tüm karmaşıklığıyla yüzleştikleri yer olmalıdır. Hayal kurmak teşvik edilmeli, farklı düşünmek ve yaratıcılık özendirilmeli, sorumluluk verilmeli, güven duyulmalı, böylece özmotivasyon, özdenetim ve özdisiplin geliştirilmelidir (Şahin, 2004: 9). Tofler postmodern çağdaki eğitim ortamı hakkında daha farklı bir tablo çizerek önemli bir ayrımı gözler önüne serer:

       “Geleceğin okullarında çocuk, çok değişik deneyler içinde bulunacaktır. Birçok öğretmenli ve tek öğrencili sınıflar, birçok öğretmen ve bir öğrenci topluluğundan oluşan sınıflar olacaktır. Öğrenciler geçici görev toplulukları, proje grupları olarak çalışacaklardır. Öğrenciler sürekli grup değiştirecek, zaman zaman bir başına çalışacaklardır. Tüm bunlardan amaç, çocuğu geleceğin kalıcı olmayan organizasyonlarına hazırlamaktır” Toffler’a göre postmodern toplumlarda yaşayacak insanların şu üç alanda yeni becerilere gereksinim duyacakları belirtilmektedir. Öğrenme, ilişki kurma, ve seçme (Tofler, 1981, Akt: Tezcan, 1993: 41).  Bilgi çağı ya da toplumu olarak adlandırılan postmodern dönemde sahip olunması gereken  bilgiye ulaşma yolu olan okulların sorumluluklarının tekrar gözden geçirilmesi  gerekir.  Tezcan'a göre eğitimin niteliği ve gençliğin eğitimi üç noktadan ele alınabilir: 

1- Eğitimli insan kavramına verilen yeni anlam

2- Öğretim yöntemleri

3- Ders programları

       İlk olarak eğitimli insan, eğitimli genç kavramına değinen Tezcan,  okuryazar kişi kavramının değiştiğini ifade eder.  O artık okuma yazma ve aritmetik bilen kişi olmayıp en azından temel bilgisayar becerilerini bilen kişidir. Bu yeni tür okuryazarlık yeni kitle iletişim araçları ile gerçekleşecektir.  Hatta bu iletişim araçları okuldan daha fazla bilgi sağlayan kaynaklar haline gelmiştir. Kuşkusuz bu araçlar, amaçlı öğrenme düzenlenme ve sistem açısından okul yoluyla kişinin yararlanacağı duruma getirilmelidir. Öğretim yöntemleri postmodernizmde yeni bir anlayış getirmiştir. Özellikle okul bireylerin gereksinim duyacakları temel becerileri vermelidir.  Yani yeteneğe göre öğretimin yapılması gerekecektir.  Bir konuda uzmanlaşmış insanlardan çok her konuda genel bilgi sahibi çok yönlü ve çevreye kolaylıkla uyum sağlayabilen insanlar  yetişecektir.  Yeni okullar çevreye tamamen açık çevrenin ve toplumun merkezi halindedir. Müfredat programlarında postmodernizmde yeni bir anlayış söz konusudur. Kitle eğitiminden kişiselleştirilmiş öğretime, tek öğretimden çoğulcu öğretimi katı programlardan esnek programlara, öğretmenin program başlatma ve yönetmesinden öğrencinin başlatmasına ve grup planlamasına, bağımsız içerikten bağlantılı içeriye geçiş sağlanmıştır.(Tezcan, 1993: 43). Ancak öğrencilerin eğitim ortamında bireyselliklerini yaşayabilmelerinden önce bir arada yaşamayı öğrenmeleri gerektiğine yönelik olarak hâlihazırdaki yapılandırmacı modelin sağlıklı biçimde sürdürülebilirliğinin de gözden geçirilmesi gerekebilir.

       SONUÇ

       Postmodernizmde nesnel bilginin olamayacağı çağrışımı, aşırı göreceli, çok kültürlü ve yerel olması gibi sebeplerle eğitim sürecini zorlaştırabileceğine dair eleştiriler olabilir. Özellikle belirli yaş grubunun rehberlik eşliğinde eğitime ihtiyaç duyuyor olması, her bireyin bilgiyi aynı düzeyde yapılandıramayacağı gerçeği göz önünde bulundurularak eğitim programlarındaki hedeflerin, içeriğin, öğrenme-öğretme sürecinin ve hatta değerlendirme sisteminin zenginleştirilmesini sağlayacak felsefi bakış açıları gerektirir. Bilginin öğrenci tarafından yapılandırılması, bireylerin hoşgörülü, insan haklarına saygılı, yurt ve dünya sorunlarına duyarlı olmaları ve çözümler üretmeleri gibi noktalara postmodern eğitim programlarında mutlaka yer verilmelidir.

       Değişen bilim ve teknoloji doğrultusunda gereksinimleri ve gelişmeyi göz önüne alan, sorgulayıcı ve eleştirel bir yaklaşımla insanları daha iyiye ve doğrulara ulaştırmaya çalışan ve çağımızda eğitime yön veren postmodernizm çıkar yol gibi görünse de yanlış çıkarımlarla olumsuz sonuçlara da ulaşabilirliğini gözden kaçırmamak gerekir.

         KAYNAKLAR

Akpınar, B.  Çakmak, Z. Kara, C. (2010). Postmodernizmin İlköğretim 6. ve 7. sınıf Sosyal Bilgiler Öğretim Programına Yansımaları.  Fırat University Journal of Social Science Cilt: 20, Sayı: 2, Sayfa: 137-160, ELAZIĞ

Arslan, M. (2007). Eğitimde Yapılandırmacı Yaklaşımlar. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 40(1), 41-61.

Aydın, H. (2006). Eleştirel Aklın Işığında Postmodernizm, Temel Dayanakları ve Eğitim Felsefesi. Eğitimde Politika Analizleri ve Stratejik Araştırmalar Dergisi, 1(1), 1-15. www.turkoloji.cukurova.edu.tr (Erişim Tarihi: 02.04.2020)

Birkök, C.(1998: 525-532). Modernizmden Postmodernizme: Yeni Problemler. Yeni Türkiye 21. yüzyıl Özel sayısı.  Yıl: 4 Sayı: 19

Çakır,O,  Doğan,C,M (2017) İlkokul Öğretmenlerinin Postmodern Eğitim Anlayışına İlişkin Görüşleri.  Cilt 03, Sayı 01, 38-52. Eğitim Kuram ve Araştırmaları Dergisi

Kesici, A. (2019) Eğitimde Postmodern Durum: Yapılandırmacılık. İnsan&İnsan, Yıl:6, Sayı: 20, Bahar

Kılıç, K, L. Bayram, B. (2014). Postmodernizm ve Eğitim. Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi Sayı: 3/1 2014 s. 368-376,

Kızılkaya, H. (2014) Postmodern Felsefe Işığında Türk Eğitim Sistemi Sorunlarının Değerlendirilmesi. Yüksek Lisans Tezi

Kurt,  M. (2009 ) Postmodern Eğitim: Eleştirel ve Sınırsal Eğitim Bilimi.   Cypriot Journal of Educational Sciences.

Şahin, İ. (2004). Postmodern Çağ & Humanist Eğitim. XIII. Ulusal Eğitim Bilimleri Kurultayı, 6-9 Temmuz.  İnönü Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Malatya

Tezcan, Mahmut (1993). Postmodernizm ve Eğitim, Ankara Üniversitesi Eğitim

Bilimleri Fakültesi Dergisi, C. 26, S. 1, ss. 39-50.

Özdemir, İ. 2014 Postmodern Düşüncenin Türkiye’de Eğitim Sistemine Yansımaları. Millî Eğitim Sayı 204. Güz

*** Köşe Yazarlarımız İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) üyesidir ve telif hakları İLESAM tarafından korunmaktadır. Köşe Yazarlarımızın yazıları izinsiz olarak kopyalanamaz ve başka bir yerde yayınlanamaz. İzin almadan yazıları kopyalayıp başka yerde yayınlayanlar, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri kanunu kapsamında İLESAM'ın kendilerine açaçağı maddi tazminat davasını kabul etmiş sayılır.


 Okunma Sayısı : 5013

Yorumlar

  1. Hatice Aktaş 01 Aralık 2020 11:25

    Çok güzel Ayşeciğim. Emeklerine sağlık. Nice başarılı çalışmaların olsun

Yorum Yap

Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 629541
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.