Erdoğan PAMUK


epamuk2001@yahoo.com
  Tüm Yazıları

ÇALMA KAPIMI

Kapı çalana açılır demiştik ya bu sefer bir Arap atasözü “Men Dakka dukka”; Türkçesi “Çalma kapımı çalarlar kapını” sözü ile meramımıza gelelim. Bu sözün açılımı “İyilik yap iyilik bulursun, kötülük yap kötülük bulursun” anlamını verir vermesine de daha ziyade siyasetçiler tarafından olumsuzluk, intikam anlamında kullanılır. “Ne ekersen onu biçersin” anlamını da verir. Türkçemizde sık kullanılan bu Arap atasözünün “Benim dakkam dakkamı tutmaz ha!” şekline getirilip tehdit tercümesi yapıldığını da duydum.

Men Dakka dukka hükmüne karşılık olabilecek Tirmizî (Kıyamet, 53-2507) ve Beyhaki’de (5/315-2778) kayıtlı bir hadis vardır ki;

“Kim din kardeşini bir günahı veya bir kusuru yüzünden kınarsa, ayıplarsa o günahı kendisi işlemedikçe o kimse ölmez!” denilmiştir. Vardır bir hikmeti…

Biz ayet ve hadisleri hikmet ya da felsefe olarak düşünüp anlarız ve doğru sorularla analiz ederiz. Örneğin “…Allah yarattı” hükmüne Allah’ı kim yarattı? Diyemeyiz. Zira Allah/Yaratandır-yaratılmamıştır. Yanlış sorudur! Bu ağaç kaç kitap okudu? Demek gibi bir şey olur. Kitap kâğıdı ağaçtan olsa bile Ağaç kitap okur mu? Yanlış soru ile doğru cevap bulunur mu? Doğru soru sorulması gerekir. Doğru soru cevabın yarısıdır…

Aslında soru cümlesi kolaycılıktır. Badirelerden sıyrılmaktır. Ne bileyim politikacılıktır. Hedef olmaktan kurtulmaktır. Hüküm cümlesi kurup da başınıza bela almaktansa soru cümlesi ile meram anlatmak akılcılıktır. Mesela ABD düşmandır! Demek yerine ABD düşman mıdır? Derseniz, hükümden kaçınıp soru ile pek şey sıralayıp meramınızı anlatırsınız. Suriye’deki bütçe ve silah destekleri, Batı Trakya üssü, Filistin ve Libya’dan devamla S-400 alımına kadar dostane olmayan pek çok uygulamalarını sorularla ortaya döküp sıralamalıdır. Bu üslup politika dilidir. Devlet adamları hüküm cümlelerinden kaçınırlar…

Kapıyı çalan kimdir?/Aç bakım gelen kimdir?” Türkümüz güzel bir türküdür. “Belki gelen hekimdir” umudu vardır. Zira “Yaram derine düştü” Lakin “Halepli bahçesinde Nesime’m oynar desinler” İşte ben bu Türkü kültürümüze de hayranım. Kapı bekleyiştir, umuda açılıştır…

Kapımı çaldılar ve dostlarım postmodernizmi sordular. Dedim ki;  bu pozitivizmin ötesidir. Modernizmin eleştirisidir. Postmodernizm: Zıtlıkların, çelişkilerin, eklektik (seçmeci) yapıların birbirine karıştığı bir dünyadır. Kapitalizmin siyasette eleştirisi ve güzel bir deyimle yamalı bir bohçadır. Üst kültür ve alt kültür arasındaki kitle kültürünün kalkmasıdır ve sosyolojik sınıflama karşıtlığıdır. Daha iyi anlamak isteyenler Filozof Prof. Dr. Niyazi Kahveci’nin yazıp dediklerine bir baksınlar: ”Sömürgeci batılılar kendi insanlarını sömürmezler” Afrika’yı, Asya’yı ve Güney Amerika’yı sömürmüşlerdir. Biz dışarıya sömürgeci değiliz ama maalesef kendi milletimize ekonomik ensest ilişki hainliğini görebiliyoruz…

Edebiyattan siyasete, mimariden sosyolojiye uzanan postmodern kavramını en iyi 28 Şubat darbesiyle açıklayabilirim sanıyorum:  Zira bu darbede demokrasinin balans ayarı yapılmakla yetinilmiş, tutuklama filan olmamış ama millet ekonomik olarak takriben 50 yıl geriye itilmiştir. Allahtan bu postmodern darbe süreci,  değil 1000 yıl 10 yıl bile sürmemiştir.

Demokrasi ile ekonomi arasında şüphesiz kuvvetli bir ilişki vardır ve demokrasi olmayan ülkelerde ekonomi de gelişmemektedir. Demokrasi neticede bir kültürdür. Konuyu güncele taşımak adına diyorum ki bilim ve kültür artık üniversitenin tekelinde de değildir. Boğaziçi çığırtkanlarına durumu iyi, doğru ve tarafsız anlatmalıdır:

Hukuk devletinde fert ile devlet eşit hakka sahiptir. Kamu yararı denilen şeyin Yönetimler tarafından yaratılan bir uydurma olduğunu, vaktiyle bizim Mecelle sahibi Ahmet Cevdet Paşa söylüyor. Peki, bu durumda hukuk fakültelerimizin ya da Boğaziçi mezunlarının sessizliğine ne buyurulur? Kapılarını kuvvetli çalmalı değil mi?

 

*** Köşe Yazarlarımız İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) üyesidir ve telif hakları İLESAM tarafından korunmaktadır. Köşe Yazarlarımızın yazıları izinsiz olarak kopyalanamaz ve başka bir yerde yayınlanamaz. İzin almadan yazıları kopyalayıp başka yerde yayınlayanlar, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri kanunu kapsamında İLESAM'ın kendilerine açaçağı maddi tazminat davasını kabul etmiş sayılır.

 


 Okunma Sayısı : 1160

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 570451
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.